TÜRKİYE'DE ÖZEL TV YAYINCILIĞININ BAŞLANGICI
1990'lı yılların ilk yarısında yurt içinden televizyon ve radyo yayınları yapan özel kuruluşlar  oluşmaya başlamıştı.

 

 

Magicbox / Star1 Almanya üzerinden 7 Mayıs 1990'da, her gün 18:00 ile 23:00 saatleri arasında test yayınına çıktı. Magicbox/Star1 TV yayın uygulaması karmaşık ve maliyetliydi.

 

 

Star1 televizyonunun ilk patronları ise Cem Uzan, babası Kemal Uzan ve Turgut Özal'ın büyük oğlu Ahmet Özal idi. İlk olarak Star 1 ve İnterStar adlarıyla izleyicilerin karşısına çıkan kanalın ortaklık yapısı zaman içerisinde değişmiştir. Ahmet Özal ayrı olarak Kanal 6 televizyonu ile özel televizyobculuğa devam etmeye başlarken televizyonlar arası kadro transferleri furyası oluşmuştur.  

 

 

Star1’ın yayın tekniğine baktığımızda; ilk olarak Star1 İstanbul Cağaoğlun’dan  3-4 metre çapında büyüklüğü olan bir çanak ile uyduya sinyal gönderiyordu, sonra yurt dışında bir merkez (Almanya) bu sinyali alıyor ve tekrar uyduya gönderiyordu. En son uydu sinyali Türkiye’ye yansıtılıyor, böylece Türkiye’de evlerden 30-50cm çapındaki çanak antenler vasıtasıyla izlenebiliyordu. Star1 yayınları sadece çanak antenli apartmanlarda oturanlar ve belli gelir seviyesinin üzerinde olup evine çanak anten alabilen vatandaşlar tarafından takip edilebiliyordu.

 

 

TV yayınlarının vatandaşlar tarafından kolay ve ucuz şekilde basit ev antenleri vasıtası ile izlenebilmesi ihtiyacı vardı ve Star1’den başka özel televizyonlarının da ortaya çıkması ile birlikte o yıllarda uydudan yayıncılık sistemi gelişmeye başladı.

 

 

Buna göre özel TV kanalları, Türkiye’de stüdyoda üretilen yayınları uplink sistemiyle yurt dışına aktarıyor, oradan uydu vasıtası ile Türkiye’ye yansıtıyordu ve sonunda bu TV sinyalleri karasal verici cihazları ile ev antenlerine iletiliyordu. O tarihlerde uydudan yayın yapmayan Flash TV hariç ulusal TV kanalları uydu kirası ödemekteydi ve bu kira bedeli yıllık 3.5 milyon dolar civarındaydı.

 

Herkesten farklı olarak bu devrede sadece bir özel TV kanalı karasal yayın yaparak izleyiciye ulaşmıştır. Karasal yayın yapabilmek için gereken linkleri Türkiye’de ilk defa üretip uygulamış olan özel TV kanalı, teknik alt yapısının tamamen Mehmet Emin Göktuğ tarafından oluşturulup organize edildiği Flash TV olmuştur. Kanal, audio/video sinyalini kendi yaptığı linkler vasıtasıyla her bir vericiye ayrı ayrı ulaştırarak yaymış ve Türkiye’nin neredeyse tamamına yayın yapabilmiştir.Türkiye’de bir ilk olarak gerçekleştirilmiş karasal yayın linklerinin yapımında 2017’de vefat eden sektörün duayenlerinden Elektrik-Elektronik yüksek mühendisi Ferruh Elver’in teknik bilgi ve becerilerinin katkısı büyüktür.  Sonuç olarak Flash TV, 90’lı yıllardaki astronomik uydu kirası maliyetine katlanmayarak kendi öz kaynaklarıyla tam bağımsız olma yoluna girmiştir.

 

 

90'lı yıllarda, uydu veya karasal yayın fark etmeksizin, bütün özel ulusal televizyonlarının seçilmiş lokasyonlarda özel verici cihazlar kurma ihtiyaçları vardı. Bu durumda tüm TV yayınlarını ülke geneline aktaran yüzlerce çok çeşitli kapasitelerde TV ve radyo verici cihazları faaliyete geçmiştir. Bu vericiler kırsal alanlarda, yüksek tepelerde, şehirlerde yüksek yapıların çatılarında işletmeye alındılar. İstanbul Kınalıada, Okmeydanı, Çamlıca Tepesi, Sakarya Kartepe, Bursa Uludağ gibi lokasyonlardan en yüksek kapasiteli vericiler özel TV yayıncıları tarafından kullanılmaktaydı. Aynı tarihlerde TRT’ninde bu alanlarda vericileri vardı. Hem TRT, hem de özel TV yayıncılarının verici sinyalleri bazen interfere oluyor yayınların net izlenmesi zaman zaman zorlaşıyordu.

 

TÜRKİYE’DE TEK BÖLGESEL TELEVİZYONLAR ZİNCİRİ UYGULAMASI
Amerika Birleşik Devletleri’nde  yaygın olarak uygulanan bölgesel televizyonlar zinciri sisteminde her bölgenin ayrı haber merkezi, ayrı stüdyosu, ayrı reklam yayını vardır. Özellikle reklam zamanında ve haber saatlerinde her bölge kendisi için hazırlanmış kendi bölgesinin haberlerini ve reklamlarını izler. Diğer zamanlarda dizi veya talk show programı yayını için merkeze bağlanan sistem, bu sefer her bölgenin aynı yayını izlemesini sağlar. Yarım asırdan daha uzun bir süredir ABD'de bu yayıncılık tekniği başarıyla uygulanmaktadır. Ülkemizdeki özel televizyon yayıncılığının başlangıcı da bu şekilde olmuştur. 1992 yılında Mehmet Emin Göktuğ’un kurmuş olduğu Flash TV, Türkiye topraklarından yayın yapan ilk yerli ve milli özel televizyon kanalıdır ve ilk kullandığı yayın tekniği, ABD’de kullanılan sistemin bir benzeri olan, bölgesel televizyonlar zinciri kurularak uygulanan ulusal televizyonculuktur.

 


 

90'lı yıllarda sadece Flash TV’nin İstanbul, Bursa, İzmir ve Ankara için bölgesel yayın ağı bulunmaktaydı. Bölgesel yayın zinciri sayesinde şehirlerin lokal esnafları makul fiyatlarla efektif reklam verebilmekte ve de her şehrin bölgesel haberleri o şehir için yayınlanmaktaydı. Türk milleti, esnafı ve devleti için son derece faydalı olabilecek bu bölgesel televizyonlar zinciri sistemi bölgesel esnaf tarafından yeterince anlaşılamadığından sonlandırılmış, Flash TV de geliştirdiği karasal yayın ağıyla ulusal yayınına devam etmiştir.

 

ÖZEL RADYO VE TELEVİZYONLARA YASAKLAMALAR
TV yayıncılığında yayın ağı alt yapısı ülkenin merkezi idaresi tarafından regülasyonlar ile yönlendirilip kontrol edilir. Ülkemizde 1990'lı yılların başına kadar özel radyo ve televizyon yayıncılığı legal değildi. Enteresan bir biçimde ilk toplumsal gelişmeler radyo yayıncılığı alanında ortaya çıktı.

 

 

Hükümet, 1993 Mart’ta hukuki alt yapısı olmadığı gerekçesiyle özel radyoların ve ülke içinden yayın yapan TV kanallarının kapatılması kararını aldı. Yetkililer kentlerde telsiz muhaberatı yapılamaz hale geldiğini söylediler. Dönemin bakanı ve daha sonraları yüce divanda yargılanmış olan Yaşar Topçu, Türkiye’de özel radyo ve televizyonların kapatılmasında etkin rol almıştı.

 

 

 

1 Nisan 1993’de Flash TV kapatıldı. Cağaloğlu’ndaki Flash TV yayın merkezinin önüne siyah kurdele çekildi ve Türkiye genelindeki “siyah kurdele” eylemine iştirak edildi.1993 yılında yapılan anayasa değişikliği ile radyo ve televizyon istasyonları kurmak ve işletmek, kanunla düzenlenecek şartlar çerçevesinde yasal hale geldi. RTÜK, özel radyo ve televizyon yayınlarını düzenleyen kanunun13 Nisan 1994 tarihinde TBMM'de kabul edilmesinin ardından, 20 Nisan 1994 tarihinde 21911 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesiyle kurulmuştur.

 

ÖZEL TELEVİZYONLARIN YAYINLARINA MÜDAHALELER
Birçok defa özel kanalların yayınlarını kesme girişimleri olmuştur. Örneğin 1994 belediye seçimleri öncesi İSKİ skandalı patlak vermişti. Boşanmak istediği eşi tarafından yolsuzlukları ifşa edilen Ergün Göknel tutuklu yargılanmakta idi.

 

 

Bu sırada yolsuzluk skandalının duyulmasında büyük rol oynayan Star1 televizyonunun İstanbul Cağaloğlundaki ana uydu çanağına belediyenin çöp arabası çarpmış ve kanalın yayınları aksamıştı.

 

1997'de ise Flash TV'de, "23. Saat" adlı programda ülkücü baba Alaattin Çakıcı'nın DYP Lideri Tansu Çiller'in eşi Özer Çiller'i "komisyonculuk"la suçlamasının ardından Flash TV’nin Taksim Tepebaşı'ndaki binasına silahlı baskın yapılarak bina içerisinde 62 el ateş edilmişti. Hemen sonrasında saldırının olduğu hafta, dönemin bakanlığı tarafından Flash TV yayınlarının kesilmesi için müdalede bulunulmuştu.

 

 

 

 

Aşağıdaki metin, dönemin Meclis Araştırma Raporu’nun giriş bölümünden alınmıştır.

 

(10/185, 186) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Raporu: 254. Sayfa
“Önceki gün İstanbul'un göbeğinde İlçe Emniyet Müdürlüğü yakınında ve kapısında üç polisin görev yaptığı Flash Televizyonu’nu basan 40-50 kişilik silahlı bir grup, 15 dakikaya yakın bir süre çalışanları kurşun yağmuruna tutmuş, binadaki eşyaları tahrip ettikten sonra tehditler savurarak kayıplara karışmışlardır. Ertesi gün hafta sonu tatili olmasına rağmen Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı Telsiz Genel Müdürlüğünce Flash TV'nin "yayın araç ve gereçlerini izinsiz kullandığı" gerekçesi ile merkez şubesine 200'e yakın Çevik Kuvvet Polisi eşliğinde gidilerek yayına engel olunmuştur.”

 

2001 KRİZİNE DOĞRU GİDERKEN TELEVİZYON SEKTÖRÜ
Özel radyo ve televizyon yayıncılığının ilk yapılanma dönemi 1990 - 2002 yılları arasında, Türkiye'de 6 farklı başbakan tarafından 11 farklı hükümet kurulmuş ve bu hükümetlerin ortalama ömürleri 1 yıl civarında olmuştur. Bu siyasi istikrarsızlık, dolayısıyla orta ve uzun vadeli ekonomi politikasına sahip olamama durumunu ortaya çıkarmış, bu da özellikle televizyon yayıncılığını ticari yatırım alanı olmaktan ziyade siyasi birer aparat haline dönüştürmeye başlamıştır.

 

 

2001 yılına doğru ilerlenirken medya’da artık iş hayatında olması gereken kar, zarar hesabı ve ilk yatırım maliyetinin geri kazanılması gibi temel ticari öğeler işlevlerini yitirdi. İlginç kanal el değiştirmeleri, televizyon kanalı sahiplerinin dikkat çeken, kaynağı merak edilen yatırımları, ve doğrudan politik girişimler görülmeye başlandı.

 

 

 

 

 

 

 

 

TÜRKİYE'NİN EKONOMİK MİLADI 2001 KRİZİ
Millî Güvenlik Kurulu toplantısında cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile başbakan Bülent Ecevit arasındaki siyasi kriz bir anda tüm ülkeyi etkisi altına alan ekonomik bir krize dönüşmüştür. 2001 ekonomik krizi, Türkiye tarihinin en büyük ekonomik krizlerinden biri olmustur.

 

 

2001 ekonomik krizinde faizler %760'a yükseldi. 800 bin işsiz ve %9 küçülme yaşandı. Kriz sürecinde toplam 24 banka batmış ve 21 Şubat 2021 günü sabit kur rejiminden dalgalı kur rejimine geçildi.

 

 

 

Merkez Bankası tarafından karar öncesinde 684 bin TL'ye çıpalanan dolar kuru, dalgalı kura geçilmesinin ardından siyasi krizin de etkisiyle 1.2 milyon TL'ye yükseldi. Kemal Derviş, "Süper Bakan" lakabıyla, 2001 Türkiye ekonomik krizi sonrası dönemin Başbakanı Bülent Ecevit tarafından Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı ve Hazine Müsteşarı olarak görevlendirildi.

 

 

Kemal Derviş ve ekibi tarafından uygulanan ekonomi politikalarının temel çerçevesi düşük kur-yüksek faiz esasına dayanmaktaydı. Bunun neticesinde her çeşit malın ithalatı hızla yükselmiş, yerli üretimin kıymeti hızla azalmıştı.

 

Basit anlatımla Türk milletine denilen şuydu; “Sizin üretim gibi meşakkatli bir uğraşıya katlanmanıza gerek yok, onun yerine yurt dışından ithalat yapın. Biz size mal satalım, hem de sizin maliyetlerinizin altında. Bunun için paraya (dövize) ihtiyacınız olacaktır. Bu da sorun değil, biz size yüksek faizle borç verelim.” Böylelikle Türkiye ile iş yapanlar, yabancılar ve onların yerli işbirlikçileri hem yüksek faiz geliri elde ettiler hem de bize sattıkları mallardan kar ettiler, ekonomilerini geliştirdiler. Bu işten zarar eden yalnızca Türk milleti olmuştur.

 

EKONOMİK KRİZ SONRASI TOPLUMSAL DEĞİŞİM VE ÖZEL KANALLAR
Ülkemizde Kemal Derviş destekli ekonomik düzenlemelerin akabinde özel televizyonlar da yüksek maliyetli tüketim ekonomisine hemen ayak uydurmuştur. Birçok kanal stüdyolarını en pahalı ekipmanlar ile donattı, yabancı TV formatları kiralandı, hatta bazı kanallar stüdyolarını Amerika’dan personeller getirtip yenilemiştir.

 


Yüksek tüketim ekonomisinin devam ettirilmesi maksadı ile birlikte, tüketim ekonomisi düzenini destekleyici yüksek maliyetli yeni dizi furyaları türemeye başlamıştır. 90’lı yıllarda orta direk mahallelerde çekilen diziler, normal hayatıların içerinde meslek sahibi insanların hayatlarını konu almaktayken, 2001 krizi sonrası bu tamamen değişmiştir.

 

 

Toplumsal yaşamla ile alakası olmayan 2001 yılı sonrası dizi furyası, özellikle eğitim seviyesi düşük, kandırılmaya müsait olan toplumun büyük kısmını tamamen hipnoz edebilmiştir.

 

 

Mesleği belli olmayan, genelde uzun siyah paltolarla gezinen, pahalı arabalara binen, her bölümde silah kullanan, bilinmyenleri bilen ve devleti temsil ettiği izlenimi verilmiş dizi karakterleri halk kahramanı olarak izleyiciye sunulmuştur.

 

 

Bunun da ötesinde, Amerika’da “Soap Opera” tipi olarak bilinen, gündüz yayınlanan, çok ağır ilerleyen, kadın-erkek karakterlerin birbirlerine 15-20 saniye donuk baktığı dizi tipleri Türkiye’de prime time akşam kuşağı olarak pazarlanmıştır. Yeni dizi formatları halk tarafından önü alınamaz bir rağbet görmüştür. “Soap Opera” tarzı diziler yıllarca her akşam prime time kuşağında her türlü sapkınlığı ve hatta Türk tarihi ile ilgili çarpıtmayı halka empoze etmiş olmalarına rağmen günümüze kadar karar vericilerin radarına girmemiş, adeta dokunulmazlıklarını korumuşlardır. 2001 sonrası dizi setleri de normal hayatların olduğu mahallelerde değil, artık konaklarda, havuzlu villalarda ve yalılarda konuşlanmaya başlamıştır. Lüks yaşamların ve şehir hayatlarının özendirilmesi sadece aşırı tüketimi normalleştirmek ile kalmamış, taşradan kentlere göçün artmasında önemli etken olmuştur.
Zaman 15 Temmuz 2016 tarihine doğru ilerlerken malum odakların mesajlarını içeren diziler yıllarca ekranlarda oynatılmış ve televizyonlarda saatlerce süren yorumculuk programları ile de toplum etkileme metodları rahatlıkla uygulanmıştır.

 

 

Siyaset içerisinde taraf olunması, zarar makinesi dizi furyası, yabancı formatlı pahalı yarışma programları, gazeteci sıfatlı aparatlara ödenen astronomik maaşlar, ana akım medya için kaçınılmaz sonları hazırmaktaydı. Özel televizyonlar reklam gelirleriyle karşılanamayacak maliyetler altında kalarak ezilmişlerdir. 1990larda Türkiye özel televizyonculuğunun başlangıcında rol alan tüm kanal sahipleri değişik sebepler göstererek sektörden çekilmek zorunda kalmıştır.

 

 

Televizyon sektöründen çekilmeler genellikle başarısız astronomik yatırımlarla birlikte siyasi hedeflere ulaşılamaması sonrasında borçlara karşılık kanalların elden çıkarılması şeklinde olmuştur.

 

 

 

EN ESKİ YERLİ ÖZEL TELEVİZYON KANALI FLASH TV' NİN EVRİMİ :
  Kurulduğundan bu yana yönetimi değişmeyen en eski özel kanal Flash TV olmuştur. 2000’lerin ortalarında, seyircinin neredeyse tamamını ekrana kilitleyebilen dizi furyasıyla ticari zeminde rekabet etmek imkansız hale geldiğinden, Flash TV Bakırköy’de eski bir sinema salonunda müzik eğlence programı formatları üretmeye başlamıştır. Müzik eğlence formatı ile Flash TV Anadolu’da ve Karadeniz bölgesinde yüksek ilgi görmüştür. Buna ilaveten skandal aksiyonları seven, günde 4 saat dizi izleyebilen, değişen toplumun taleplerine uygun şekilde, sert reality showlar da Flash TV’de yayınlanmıştır. Sert reality show formatı esasen Amerika’da gündüz kuşağında yıllarca kullanılmış, Jerry Springer, Montel, Muarry formatlarının karışımıdır. Program formatlarının zaman zaman kalitesizce uygulanması sonucu elbette olmaması gereken hatalar da vuku bulmuştur.
   Tamamen yerli yapımlarla ülkenin değişen sosyolojik durumu göz önünde bulundurularak yayın yapan Flash TV senelerce gelir gider dengesi gözetilerek bağımsız kalabilmiştir. Böylelikle Taksim binasında bulunan haber merkezinden, günde 6 saat tarafsız haber yayınları yapılabilmiştir. Limitsiz bütçelerle, siyasi saiklerle, finansal hedefler peşinde koşan kanallar, sektörde ana akım medyayı oluştururken, Flash TV ticari zeminde kalmayı tercih etmiştir. Elbette yönetimindeki uyumsuzluklar ve amatörlükten profesyonelliğe geçmeyi onlarca yıl beceremeyen idarecilerin zaafiyetleri de hasarlar oluşturmuştur. Bütün bunlara rağmen, özel televizyonculuk tarihinin en başından bu yana siyasi destek almadan, kendi öz kaynaklarıyla, sadece ticari organizasyon olarak hayatta kalabilen tek özel televizyon kanalı Mehmet Emin Göktuğ’un kurduğu Flash TV olmuştur.
2021 yılı sonlarına doğru, Flash TV hukuka aykırı olarak Mehmet Emin Göktuğ’dan gizli yapılan şirket genel kurulu ile ihanete uğramıştır. Kanalın markası ve binası gibi varlıkları kullanılarak politik içerikli yönlendirici yayınlar yapılmaya başlanmıştır. Adeta Flash TV’ye parallel kurulan bir televizyon şirketi ile de Flash TV’ye karşı yağma girişimleri artarak devam etmiştir. Flash TV’nin kurucu ortağı Mehmet Emin Göktuğ, yağma operasyonuna karşı hukuki mücadele başlatmıştır.

 

RADYO-TELEVİZYON YAYINCILIĞI PRENSİPLERİ NE OLMALIDIR?
Temel anlatımı ile kitlesel hedefli yayıncılık, mal ve hizmet üreticilerinin ticari mesajlarını (reklamlar) geniş tüketici kitlelerine ulaştıran, ticari mesaj nakliyeciliğidir. Televizyon yayıncı kuruluşları, mal ve hizmet üreticilerinin ticari mesajlarını (reklamlar) geniş tüketici kitlelerine iletirken, haber, müzik eğlence, dramalar, diziler, belgeseller ve benzeri yayın materyalleri kullanırlar.

 

Yayıncılık faaliyetleri içerisinde hem yatırım maliyeti hem de işletme giderleri bakımından televizyon yayıncılığı, göreceli olarak açık ara ciddi sermaye birikimi gerektirmektedir. Özellikle televizyon yayıncılarının toplumun geniş kitlelerini doğrudan etkileme olanakları çok yüksektir. İşte özellikle bu sebepten dolayı mal ve hizmet üreticilerine servis vermesi beklenen televizyon yayıncılığı, üretim-ticaret ilişkisinin tamamen dışında birçok faaliyet alanının ilgisini çekmiştir. Bu faaliyet alanlarının oyuncuları, SİYASET KURUMLARI başta olmak üzere, her çeşit SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI, İDEOLOJIK YAPILANMALAR, SPOR KULÜPLERİ ve CEMAATLERDİR. Bunların kar-zarar, ilk yatırım maliyetinin geri alınması vs. gibi bir endişeleri ve hesapları yoktur. Ülkemizde ticari maksatlarla televizyoncuk alanına yatırım yapmış olanlar, kar-zarar endişesi asla olmayan kurumların sponsorluğundaki yayıncılar ile rekabet etmek durumunda kalmışlardır. Günümüzde Türkiye’de televizyon yayını yapan kurumların çoğu propaganda araçlarına dönüşmüşlerdir.
90’lardan bugüne gelmiş özel televizyonların Flash TV haricinde kalan kısmının tamamı, politik aparata dönüşerek yaşamlarına devam edebilmiş, Türkiye’nin cari açığını büyüten unsurlardan biri olarak devletin sırtındaki kambur gibi bugüne gelmişlerdir.

 

Son yıllarda TV reklam gelirleri dibe vurmuş ve digital yayıncılık reklam gelirleri dünya çapındaki televizyonların çok önüne geçmiştir.

 

 

 

Devletlerin kendi ulusal güvenliklerini sürdürebilmeleri için ülkedeki yayıncıların yayıncılık maksatlarını, topluma etkilerini, teknik alt yapılarını, finansal kaynaklarını nereden temin ettiklerini yakından izleme ve regüle etme yükümlülüğü vardır.